ana sayfa > Genel Kültür, Gezegen, Şiir > Pinhan – Elif Şafak

Pinhan – Elif Şafak

Pazar, 28 Ara 2008

Taş köprünün tam orta yerinde durdu. Artık biliyordu ki ne geriye ne ileriye hangi yöne adım atarsa atsın, karşısında hikayesini bulacaktı. Biliyordu ki görüp geçirdiği her bir acıyı ve her bir saadeti tekrar ve tekrar yaşayacaktı. Her kuşluk vakti ferahlayıp kanat çırpan yüreği, her akşam vakti sıkışacaktı. Yaşanan, yaşanılan ve aslolan tekerrürdü; ve tekerrürde hiçbir şey baki kalamazdı. Öyle ise dönüp durmalı halka diye düşündü. Nesim-i seherde tazelemeli yüreğimi, öğle güneşinde lime lime etmeli etlerimi, gün batımlarında bir bir toplamalı oraya buraya dağılmış parçalarımı, yıldızların altında tekrar ete kemiğe büründürmeli beni. Dönmeli ki ben, ben olmaktan çıkayım. Toprağa karıştığımda yabani bir ot olup boy vereyim; dönmeli ki otu alıp kaynatmalı başka başka insanlar; dönmeli ki şifa niyetine içsinler beni, hastalıklarına deva, yaralarına merhem olayım. Dönmeli ki ölümlerden hayat doğsun. Dönmeli ki başka başka demlerde, başka başka sıfatlarda vücut bulayım. Dönmeli ki her dem başka bir suret ile geleyim.

Halka dediğin dönmez ise
kendini yer bitirir;
Bir yılan ki
kuyruğunu ısırır.
Yılanın gözleri
işte bunu hatırlatır.

Öyle ise
köprü dediğin sahte
bir ayağı orada
bir ayağı burada
iki ayrı isim taşır
iki tarafında
helak eder kendini
iki başlılığını saklayabilmek için
gerim gerim gerilirken derisi
çatır çatır ederken kemikleri
birer birer dökülsün daha iyi
taştan etleri
varsın
köprü yıkılsın
ne geçmişte
ne gelecekte
hemen şuan yıkılsın
bir ismi
öteki isme
bağlamak yerine
tez elden
suya karışsın
varsın
köprü dediğin
su olsun…

Dağ, tepe
bayır, ova
su ve toprak
ateş ve hava
senin kokunla yoğrulmuş
buram buram sen kokmakta
her nefeste
her iç çekişte
ve her özlemde
seni
sade seni
soluyorum
senin karşında utanmaktan değil
seni utandırmaktan
korkuyorum
öyle bir sapa yola
soktun ki
beni
öyle bir yolda rehberlik ettin ki
hep ışığı görmemek için
görüp de
gün ortasında çırılçıplak kalmamak için
yalvardım durdum
en nihayetinde
dönüp dolaşıp vardığım yerde
senden
bir senden
uzak düştüm
ayrı düştüm
belki de ilk kez
o zaman bölündüm…

Bugün sana nazım geçmedi.
Yazık ki bu demde sana nazım geçmedi.

De bana, vuslatımıza daha çok var mı?

Hani halkanın ucunda
kavuşacaktım sana
hani bir iken ayrı düşmüştük
ve çok iken bir olacaktık sonunda
çoktan razı idim oysa
razı idim gecenin matemine
karanlığı fırsat bilene
ve korkaklığıma
ve karabasanlarıma
oyun oynar gibi yaşar giderdim
kuş avlardım
kuşları deli gibi kıskanırdım ya
bırakmadın
bırakmadın ki kendimden kaçayım
koyvermedin
koyvermedin ki sürsün bu devran

Döndü halka
döndü olanca hızıyla
toprak ki siyah bir halka idi
ve geceye saklanırdı bazen
tuttu su ile karıştı
su ki sarı bir halka idi
rengiyle dalaşırdı bazen
tuttu toprağı kucakladı
eğildim suya baktım
suda kendimi gördüm
kendimi sen sandım
sarılmak için atıldım
köprüye hıncım yalan imiş
onu yıkarken suya karıştım
ben oldum

Balçıktan çıktım ben
balçıktan yoğurdum kendimi
içerdeki dışa taştı
dıştaki içe çekildi
görünen görünmeyene sataştı
görünmeyen görünene diş biledi
siyah halka
sarı halka ile yer değiştirdi
çekildim bir köşeye
sessiz sedasız
baktım olan bitene
seni gördüm kaderimde
ebrunun halkalarını saydım
tastamam dört etti
halkalardaki kıvrımları hesapladım
tastamam senin ismin etti
isminin yanına beni de kazı dedim
boyalar isyan etti

Bir de baktım ki
ben ben değilim artık
suretim başka bir suret
ismim bir başkasının ismi
gönlüm ne yöne arar
ben ne yöne
verdiğin emaneti yitirdim yollarda
hata ettim
kusur ettim
affola…

İsimler ki büyülüdür
sade büyülü mü
isimler hem de büyücüdür
sanmam ki çıkmış olsun hatırından
ismini “fasl-ı hazan” koyalım
söndüğü yerde aradığını bulasın
lakin fasl-ı hazan demek
fasl-ı hüzün demek
söndüğü yerde
sana kavuşmam gerek
onun söndüğü yerde
benim tutuşmam gerek…

Elif Şafak / Pinhan (sayfa 214-216)

Mustafa Tutar Genel Kültür, Gezegen, Şiir , , ,

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok